Orhan Pamuk - benim adım kırmızı

Nobel ödüllü 'benim adım kırmızı', 509 sayfa olan yazar Orhan Pamuk, Yapı Kredi Yayınevin'den okunulması gereken bir kitabını tavsiye ederim.

Doğu ile batı arasındaki farklılıkları değişik örneklerle ele alması, örneğin değişik sanat örneklemeleri ile anlatımı kitaba araştırma tadı veriyor.

Tipik bir Orhan Pamuk romanı. Kitabı okurken sanki bir mahalle olaylarını anlatıyor gibi olsada, gerçekte vermek istediği mesajları'da görebiliyor okuyucu.

Osmanlı dönemindeki zamanın olaylarını, sanatını tanıtmasınıda görebiliyorsunuz.

Kitap bir tarihi yani Osmanlı tarihini anlatıyor da diyebilirim.

Biraz karışık gelebilir sizlere, ama verilmek istenen mesajlar, anlatılar çok önemli ve de kesinlikle okunulması gereken bir kitap diyebilirim sevgili arkadaşlar.

Keyifli okumalar diliyorum değerli arkadaşlar.

Saygılarımla Emy.






Arka Kapak Özeti

"Benim Adım Kırmızı"

Orhan Pamuk’un “En renkli ve iyimser romanım” dediği "Benim Adım Kırmızı", yazarın dünyada şimdiye dek en çok satan romanı oldu; Fransa ve İtalya’da yılın kitabı seçildi, dünyada bir romana verilen en prestijli ödüllerin başında gelen Uluslararası IMPAC Dublin ödülünü kazandı.

Eski resim sanatımız, Doğu ve Batı’nın dünyayı görme biçimleri, aşk ve ölüm hakkında unutulmaz bir tarihi roman olan bu çağdaş klasiği, ilk yayımlanışından 15 yıl sonra, yazarın sonsözü ve kapsamlı bir sanat-tarih kronolojisiyle birlikte sunuyoruz.

"Benim Adım Kırmızı", hem Orhan Pamuk’un en çok dile çevrilen ve en çok hayranlık duyulan eseri hem de modern edebiyat tarihimizin dünyada en çok okunan kitabı.

Orhan Pamuk’un “en renkli ve en iyimser romanım” dediği "Benim Adım Kırmızı", 1591 yılında İstanbul’da karlı dokuz kış gününde geçiyor. İki küçük oğlu birbirleriyle sürekli çatışan güzel Şeküre, dört yıldır savaştan dönmeyen kocasının yerine kendine yeni bir koca, sevgili aramaya başlayınca, o sırada babasının tek tek eve çağırdığı saray nakkaşlarını saklandığı yerden seyreder.

Eve gelen usta nakkaşlar, babasının denetimi altında Osmanlı Padişahı’nın gizlice yaptırttığı bir kitap için Frenk etkisi taşıyan tehlikeli resimler yapmaktadırlar. Aralarından biri öldürülünce, Şeküre’ye âşık, teyzesinin oğlu Kara devreye girer.

İstanbul’da bir vaizin etrafında toplanmış, tekkelere karşı bir çevrenin baskıları, pahalılık ve korku hüküm sürerken, geceleri bir kahvede toplanan nakkaşlar ve hattatlar sivri dilli bir meddahın anlattığı hikâyelerle eğlenirler. Herkesin kendi sesiyle konuştuğu, ölülerin, eşyaların dillendiği, ölüm, sanat, aşk, evlilik ve mutluluk üzerine bu kitap, aynı zamanda eski resim sanatının unutulmuş güzelliklerine bir ağıt.

“Türk romancısı Orhan Pamuk, Avrupa’ya roman nasıl yazılır, gösteriyor.”
FRANKFURTER ALLGEMEINE


#kitaplar, #roman, #oku, #kitapevleri, #Nobel, #kütüphane, #read, #books, #Osmanlı, #tarih


Yorumlar